|

Francesco Fiorentino, Uzm. Dr. Yaman
Sağlam, Prof. Dr. Semra Kahraman
Genetik nedir? Genetik bilimi ne
ile uğraşır? Hangi alanlarda insan hayatına
katkıda bulunur?
Uzm. Dr. Yaman
Sağlam: Genetik kalıtsal özelliklerin
araştırıldığı bir bilim dalı. Kelime itibari ile
baktığımızda insanlar, hayvanlar ve bitkiler için
yapılan çalışmaların hepsini kapsıyor ancak bizim burada
ilgilendiğimiz insan genetiği yani tıbbi genetik.
Dünyada genetik alanında inanılmaz çalışmalar
yürütülüyor. Genetiğin tüm alanlarda insan hayatını
nasıl değiştirebildiğini görüyoruz. 2000 yılında
Memorial Hastanesi’nde Genetik Tanı Merkezimiz hizmete
girdi. Merkezimizde DNA üzerinde moleküler çalışmalar,
kromozom çalışmaları ve embriyolarda genetik inceleme
yapıyoruz.
Memorial Hastanesi genetik alanında neler
yapıyor?
Uzm. Dr. Yaman
Sağlam: Memorial Genetik Tanı Merkezi üç alt
birimden oluşmaktadır. Kromozomal çalışmaların
yürütüldüğü sitogenetik laboratuarında, konvansiyonel
birçok yöntem uygulanabilmektedir. Moleküler sitogenetik
biriminde, FISH (Floresan In Situ Hibridizasyon) yöntemi
erişkin hücrelere ve embriyo hücrelerine
uygulanmaktadır. Moleküler genetik biriminde ise tek gen
hastalıklarına ait mutasyon veya mikrodelesyonların
saptanmasında çeşitli moleküler teknikler
uygulanabilmektedir. Genetik tanı merkezimiz bu üç
birimi içeren ülkemizdeki sayılı laboratuarlardandır.
Merkezimiz çalışmalarını Tüp Bebek ve Androloji Merkezi
ile birlikte gerçekleştirmekte ve Türkiye'de bu amaçla
kurulan ilk Reprodüktif Genetik Tanı Merkezi olma
özelliğini sürdürmektedir.
Merkezimizde gen dizisi
tanımlanmış tüm tek gen hastalıklarında; kalıtsal
hastalık taşıyıcısı olan çiftlerin tüp bebek yöntemi ile
elde edilen embriyolarından alınan hücrelerin DNA'sı
"tek hücre PCR" yöntemi ile çoğaltılmakta ve taranan
hastalığa ait gen bölgesi sequencing (dizi analizi)
yöntemi ile tanımlanabilmektedir. Sonuçta, kalıtsal
hastalığı taşıyan embriyolar elenirken sağlıklı
embriyoların anneye transferi ile genetik hastalık
taşımayan çocukların dünyaya gelmesi sağlanabilmektedir.
Ayrıca talasemi, fankoni anemisi ve lösemi gibi
hastalıklarda preimplantasyon genetik tanı yöntemi ile
sağlıklı embriyolar seçilebileceği gibi embriyolarda HLA
doku tipi tayini de aynı anda uygulanabilmektedir.
Böylece doku grubu uygunluğu saptanmış sağlıklı doğacak
bebekten elde edilen kordon kanı ve kemik iliğinin
kullanılması ile hasta kardeşler için tedavi imkanı
doğmaktadır. Bu amaçlarla ekibimiz tarafından uygulanan
preimplantasyon genetik tanı yöntemi ile bugüne kadar
250’nin üzerinde sağlıklı bebek dünyaya getirilmiştir. .
Memorial Genetik Merkezi’nde geleceğe
yönelik hangi araştırmalar
yapılıyor?
Prof. Dr.
Semra Kahraman: Üreme genetiği üzerinde yoğun
olarak çalışıyoruz. İtalya’nın en önemli genetik
laboratuarlarından GENOMA ile işbirliğine başladık.
Genoma Laboratuarı Başkanı Francesco Fiorentino aramıza
katıldı. Merkezimizin hizmet alanını genişletiyoruz. Çok
yakında merkezimiz tıbbın her branşının
faydalanabileceği bir merkez haline gelecek. Kanser,
başta olmak üzere tüm branşlara yönelik araştırmaların
yanı sıra daha ileri düzeyde bazı ilaçların yan
etkilerini inceleyen branşlarda çalışmaya başlayacağız.
Biz, insana ait yağ dokusundan
elde edilen kök hücrelerin kalp kasına dönüşme
potansiyellerini deneysel olarak gösterdik. Daha önce
tüp bebekte elde ettiğimiz embriyonik kök hücrelerden
kalp kası hücresi elde etmiştik. Dolayısıyla yetişkin
insanın kendi yağ dokusundan kalp hasarının tamirinde
kullanılabilecek kök hücreler elde edildi. Aynı zamanda
bebeğin kordon kanından da farklı hücre tiplerine
dönüşebilen hücreler elde ettik. Ayrıca şu an için
hayvan modellerinde embriyonik kök hücrelerinden üreme
hücreleri elde edilebiliyor. Bu konudaki çalışmalarımız
da devam etmektedir. Kök hücreler kullanılarak yapılan
hücresel tedaviler günümüz ve yakın geleceğin en önemli
araştırmalarıdır. Memorial AR-GE laboratuarı olarak bu
çalışmaları daha ileri götürmek en büyük
amacımızdır.
Prof. Dr. Semra
Kahraman: Genetik tıbbın içersinde kısıtlı bir
alanda hizmet veren bir birimdi. Ancak daha sonra
genetik bilimin aslında tüm branşlarla ilişkili olduğu
ve tüm branşların ileri açılımında bir şekilde genetik
ile yollarının kesiştiği görüldü. Tüm bu gelişmeler,
özellikle insan genom projesinin tam olarak bitirilmesi
(1998-2003), genlerin net olarak tanımlanması ile insan
genlerinin tüm bilinmeyenleri tam olarak ortaya kondu.
Örnek olarak biz kadın hastalıkları doğum ve tüp
bebek alanında çalışıyoruz. Bizim çalıştığımız
alan birçok yönüyle genetik ile çok örtüşüyor. Çünkü
dünyaya gelecek olan bebeğin sağlıklı olup olmadığını
genetik çalışmalar ile öğreniyoruz. Özellikle tüp bebek
yapan bir merkez olduğumuz için, embriyoları tanıdıkça
bir süre sonra embriyoların genetiğini de anlama
aşamasına geldik. Embriyo ne zaman doğru bölünür, hangi
hastalıklar embriyoda ne zaman anlaşılır sorularının
yanıtlarının hepsini üreme genetiği veriyor. Tüp
bebek tedavisi için gelen hastalarda kromozom sayı
bozukluğu örneğin Down Sendromu olup olmadığını
araştırıyoruz. Yada ailesinde Akdeniz anemisi veya diğer
tek gen hastalığı olduğunu bildiğimiz ailelerin
yeni doğacak çocuklarının sağlıklı olması, hastalık
taşımaması için Genetik Tanı Yöntemlerinden
faydalanıyoruz. Sadece Türkiye’den değil dünyanın tüm
ülkelerinden özellikle İtalya’dan bir çok hasta çift bu
erken tanıyı yaptırmak için merkezimizi tercih ediyor.
Sadece üreme alanında bu kadar çok hizmet veren genetik
bilimi elbette diğer alanlarda da aynı şekilde gelişim
gösteriyor. Kardiyolojide gösteriyor mesela; hangi
hastalar kalp hastalığına genetik olarak daha eğilimli?
Gastroenterolojide gösteriyor, genetik kökenli
gastroenterolojik hastalıklar nelerdir? İnsanların hangi
ilaçlara daha hassas olduğu yada hangi insanların hangi
ilaçlara daha çabuk cevap verebileceği ve kanser
genetiğiyle ilgili tüm soruların yanıtları genetik
biliminde var.
Uzm. Dr. Yaman
Sağlam: Buraya hemen her branşı dahil etmek
mümkün. Özellikle nörolojik hastalıklar ve metabolik
hastalıklar gibi. Son dönemlerde ürolojide erkek
kısırlığı dışında böbrek taşları içinde genetik
çalışmalar var. Birçok branş artık genetikle birlikte
çalışmak zorunda.
Francesco
Fiorentino: Son yıllarda ortaya çıkan gelişmelere
bakıldığında genetiğin çok umut verici bir geleceği
olduğunu görüyoruz. Çünkü genetik her branşla ilişkili
çalışmalar yapıyor. Genetik insanların ilaçlara ne
şekilde tepki verdiğini de araştırıyor. Günümüzde halen
ilaç reaksiyonu nedeniyle ölen insanlar var.
Böylece daha az risk almış ve tedaviyi de daha kısa
sürede gerçekleştirmiş olacağız. Eğer hastanın genetik
profilini bilirsek, hastanın vücudunun hangi ilaçlara
nasıl tepki vereceğini de biliriz. Bir ilaç yerine
diğerini kullanabiliriz. Genetik kanser ile ilgili
çalışmalarda da kullanılabilir. Çünkü kanser hücrelerini
oluşturan bir takım özel genler var. Kardiyovasküler
hastalıklarda da aynı şeyi görüyoruz. Bazı insanların
kalp ve damar hastalıklarına daha eğilimli olduğunu,
bazılarının ise birtakım genleri taşıdıkları için bu
hastalıklara karşı korumalı olduğunu görüyoruz. Genetik
çok önemli çünkü genetiğin ilişkili olmadığı,
kullanılamayacağı ve cevap veremeyeceği hiç bir branş
yok.
Prof. Dr.Semra
Kahraman: Birçok insanda kolesterol çok
yüksek. Bende çok yüksek, spor yapmama ve yediğime
içtiğime dikkat etmeme rağmen. Ailemde de aynı problem
var. Büyük ihtimalle genetik bir problem. İşte genetik
bütün bu riskli hastalıkların çok önceden
tanımlanabilmesine, hangi ailede hangi bireyde o yönde
bir risk var bunun ortaya konmasına yardım ediyor.
Böylece siz ondan sonraki yaşam biçiminizi buna göre
ayarlayarak götürüyorsunuz. Örneğin siz genetik olarak
kalp hastası olma riskini taşıyorsanız, yıllık
kontrollerinizi, gerekirse anjiyonuzu kalbi koruyucu
tedavileri en başta diğer kişilere göre daha sık tutmak
zorundasınız. Örneğin kanser olma riski taşıyorsanız,
bunu çocukluk döneminden itibaren biliyorsanız genetik
olarak kansere yatkın olan bireylerde taramaların daha
sık yapılması ve erken teşhis konması böylece tedavi
edilmesi mümkün. Onun için tüm bu alanlarda genetik
olarak bazı testlerin varlığının bilinmesi çok önemli.
Örneğin meme kanserinin genetik kökenli olan tipleri
var. Farklı branşlar karşı tez olarak şunu
getirebiliyorlar :Bir kadının ilerde meme kanseri
olacağını bilmesi iyi bir şey mi? Elbette iyi bir şey
çünkü böylece bu hasta kontrollerini, taramalarını daha
sık ve daha detaylı yaptıracaktır.
Memorial Genetik Merkezinin büyümesi
hakkında bilgi verebilir misiniz?
Prof. Dr. Semra
Kahraman: Bizim zaten kapsamlı bir genetik
merkezimiz vardı ancak bu merkez sadece Tüp bebek
konusunda araştırmalar ve çalışmalar yapan bir merkez
niteliğindeydi. Şimdi hizmet yelpazemizi genişletiyoruz.
Türkiye’de genetiği bu kadar geniş kapsamıyla
diğer alanlara taşıyan ilk merkez olmak istiyoruz. Zaten
tüp bebek merkezimizde yapılan işlemlere baktığımızda
hepsinin Türkiye de ilk uygulamalar olduğunu görüyoruz.
Bu öncü ve liderlik vasfımızdan yola çıkarak geleceğe
yönelik böyle çalışmalar yapan genetik çalışmalara
öncülük eden bir merkez oluşturmaya karar verdik. Bu
konuda büyük avantajlarımız var çünkü zaten tüp bebek
merkezi olarak genetik çalışmalar yapabilen çok iyi bir
yapılanmamız ve dünyada bu konuda çok önemli
çalışmalara ve ilk uygulamalara imza atmış olan
Francesco Fiorentino ile olan beraberliğimiz var. Onunla
çalışmaya başlamamızın sebebi de yine hem onun hem de
bizim genetik alanında ilkelere imza atmak istememizdi.
Bu amaç doğrultusunda yollarımız kesişti. Tüp bebekte
elde edilen embriyolar onun genetik çalışmalarına kaynak
oldu. Birlikte yaptığımız çalışmalarla dünyada
embriyoda genetik tanı yapan (tek gen hastalıkları için)
ve HLA doku tiplemesi yapan 4 merkezden biri olduk.
Sanırım embriyodan HLA tanımlamasını en sık yapan
merkeziz şu anda. Bu işin dünyadaki ilk öncülerinden
biri olan Francesco Fiorentino ile çalışmamız ve bizim
genetik konularda deneyimli ekibimiz sayesinde bu
gerçekleşti. Bu alanda başarılı olunca başka alanlarda
daha kapsamlı çalışmalar yapmaya karar verdik.
Merkezde tüm testler
yapılabilecek mi?
Francesco
Fiorentino: Başlangıç için en çok kullanılan,
yaygın olan 100 test ile başlayacağız. Ancak kısa süre
içinde 500 çeşit genetik testi yapabiliyor olacağız.
Merkeze dünyanın pek çok ülkesinden hastaların yoğun
ilgi göstereceğini düşünüyoruz. Ayrıca genetik testler
için hastaların bizzat merkezimize gelmelerine gerek
yok. Test yapılacak örneklerin merkeze getirilmesi bunun
için yeterli. Ancak elbette testlerden sonra tedavi
süreci için hastaların merkezimize gelmeleri
gerekecek.
Prof. Dr. Semra
Kahraman: Genetik testler için hastaların
kendilerinin gelmesinden ziyade, kan örneklerinin
gönderilmesi gerekiyor. Bu Türkiye için de geçerli,
mesela uzak illerden insanların buraya gelmeden, belki
de Memorial Hastanesi’nin zaman içinde tüm
Türkiye’de örnek toplayan bir sistem oluşturması
gerekir. Örneğin İtalya’da Francesco Fiorentino
başkanlığını yaptığı Genoma Laboratuarı İtalya’nın her
yerinden örnekler topluyor. Türkiye’de genetik
hastalıklar konusunda çok zengin, heterojen bir genetik
yapı var, kökenlerimiz farklı yerlerden geldiği için.
Genetik tanı, kök hücre
çalışmaları vs. çok kısa süre sonunda insanlar kendi
sağlıklarıyla ilgili her şeyi öğrenebilecekler ve daha
sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için adımlar
atacaklar. Tüm bunların amacı bu değil
mi?
Uzm. Dr. Yaman Sağlam: Şu anda
yapabildiğimiz, bireylerdeki genetik hastalıkların
tanısının konması ve bu konuda tedaviye geçilmesi. Ancak
insanlar sahip oldukları genetik yapıyı bilmiyor. Ne
için taşıyıcı olduğunu, ileride hangi risklerle
karşılaşabileceği vs.. Sahip olduğunuz genom
çözüldüğünde tanı haricinde ne tür ilaç
kullanacağınızdan ne tür tedavilerin sizin için yararlı
olacağına kadar her şeyi öğrenebilirsiniz. Ama bir
hastalığınız varsa bunun tanısı artık bizim için daha
kolay. Bugün için Francesco 500 tetkikten bahsediyor
ancak genetik olduğu belirlenen hastalıkların sayısı
giderek artıyor, 3000 civarında hastalıktan söz
ediliyor. Birçok da henüz tanımlanmamış ve araştırılan
hastalık var; bu hastalıklarla birlikte yaklaşık 5000
kadar hastalığın genetik nedenli olması söz konusu.
|